Hayır, İsyan*

Sana dünyanın en büyük acılarını anlatacağım.
Kaçma, bekle biraz daha.
Gidecek bir yerin yok buradan başka.
Bunu sen de biliyorsun.
Beşer, en sonunda acıya kavuşur.
Bir annenin çocuğunu ilk kucağına aldığı andır
Oysa ölüm.
Fayrapça sevişmenin ardından bir yok oluş gelir.
Ben bekleyemem biraz daha.
Sen de yüzüme bakmazsın bundan sonra.
Oysa az önce sigara uzattın bana.
Benim gözümden yaşı silmiştin önceleri.
Biz, sen ve ben, var olmanın sancısını çektik.
Ben sana dünyanın en büyük acılarını anlatacağım.
Dudakların kuruyacak, terleyeceksin.
“Ya onlar haklıysa?” diyeceğiz.
İçimiz üşüyecek.
“Ya onların Tanrısı haklıysa?”
Şeytana hak vereceğiz o vakit.
“Şeytanın isyanı,” diyeceğiz, bir başkaldırıymış.
Devrimcilerin ruhu dolacak odamıza.
Sen biraz daha seveceksin beni.
“Ne yaparız?” diye düşüneceğiz o vakit.
Gururla diyeceksin, “Şeytanın yanına gideceğiz.”
“Rab,” diyeceğiz, “bizler, o ve ben, güzeldik.”
Adalet, bir arayıştır oysa.
Biz sadece ona iman edenleri sevmedik.
Sonra, onlar, adice gülecekler.
Biz adilce kaybedeceğiz.
Oysa biz, sen ve ben, hep sevmiştik birbirimizi.
Ve Tanrıyı.
Kulağıma dualar okurdun sen, sevgi cümlecikleri.
Hani, hani en güzel renkler Allah’ındı.
Bizim renklerimiz de Allah’ındı.
Sen ve ben, biz, dünyanın en büyük acılarını sırtlanmıştık oysa.
Gözümüz kararmış, ellerimiz terlemiş, yüzümüz kızarmıştı.
Oysa biz yalnız ona iman etmiş ve en güzel cümleleri kurmuştuk.
Ben sadece yumruklarımı sıkmıştım ve sen başımı okşamıştın.
Oysa, biz, sen ve ben, çok güzeldik.


Yorumlar

Yorum bırakın