İkinci Yeni’nin Doğuşu ve Sezai Karakoç
İkinci Yeni, Türk Edebiyatında önemli bir farklılaşma noktası olarak görülmekle birlikte, İkinci Yeni şairleri kendilerine has özellikleri ve eserleriyle diğer dönem edebiyatçılarından büyük ölçüde ayrılmaktadırlar. İkinci Yeni’nin diğer edebi akımlarla ayrışması ve İkinci Yeni içerisinde bulunan yazarlardan ayrışan Sezai Karakoç’un İkinci Yeni’deki yeri oldukça ilgi çekicidir. Söz konusu şairler birbirlerinden bağımsız olarak çıkardıkları eserleriyle, kullandıkları Türkçe ile edebiyatta bir değişim sağlamış ve Türk Edebiyatında yeni bir kapı açmışlardır. İsmet Özel, İkinci Yeni hakkında şunları söyler: “1954-1959 yıllarında modern atılımını yapan Türk şiiri kelimeyi insanın varlık alanını betimleyici birimi olarak kullanmayı seçmişti. Betimlemeyi düzyazının yüklendiği görevin dışında anlatabildik böylece. Dilin imgeci bir tutumla şiirde kullanılışı bize içimizde bulunduğuna inandığımız bir varlık alanının tasvirini getirdi. Şiirde geçen kelimelerin dış dünyadaki bire-bir karşılıklarıyla değil, bu kelime birleşimlerinin bizde doğurduğu “yeniden ifade edilemez”, “başka kelimelere tercüme edilemez” yapısıyla bir atılım yaptı ülkemizde” (Özel, 2006: 65). Bu bağlamda, İkinci Yeni’nin doğuşu, doğuşundaki etkenler ve tarihi serüveni önemli bir husustur.
İkinci Yeni’nin Doğuşu
1955-1965 yılları arasına yoğun bir şekilde kendini hissettiren bu akım, Yedi Meşaleciler, Garipçiler gibi belli bir bildirge doğrultusunda veya bir dergide toplanan şairlerle kurulmuş bir hareket değildir. Hatta birbirinden çok farklı yazarların sonradan eserlerinde tespit edilen benzerliklere bakılarak “İkinci Yeni” adını almıştır. Ülkü Tamer, Edip Cansever, Cemal Süreya, Turgut Uyar, İlhan Berk, Ece Ayhan ve Sezai Karakoç gibi birçok şairin birbirinden haberi olmadan Yenilik, Yeditepe, Şiir Sanatı, İstanbul, A ve Pazar Postası gibi dergilerde yayınladıkları şiirler doğrultusunda ortaya çıkmıştır. 1956 yılında ise Muzaffeer Erdost Pazar Postası dergisinde ilk defa “İkinci Yeni” ismini kullanır (Bezirci, 1984). Ayrıca Erdost İkinci Yeni şiirleri için “Bir Şey Söylemeyen Şiir” tanımını kullanır ve İkinci Yeninin ilkelerini “İkinci Yeni bir şey anlatmaz, bir şey söylemez. (…) Bu şiir, bir şey söylerse, söylediği rastlansaldır. Yani Ozan bir düşünceyi, bir duyguyu, bir olayı anlatmak için mısra kurmaya gitmez. Kelimeleri alır, onlardan mısrasını kurar” şeklinde tanımlar (Bezirci, 1984). Tüm bunların yanında İkinci Yenilerden Cemal Süreya, bunun bir akım olmadığını ve şairlerin birbirlerini başlangıçta tanımadıklarını dile getirir. İlhan Berk de “kısacası herkes kendi örneğini habersiz koydu” diyerek aynı görüşü destekler. Ayrıca Sezai Karakoç’un 1953-54 yıllarında İstanbul dergisinde çıkan şiirleri de bu akıma birer örnektir (Karataş, 2008). Bu nedenle 1955 tarihi çok belirgin bir tarih olmadığını söylemek doğru olur (Karaca, 2019). Dağınık bir şekilde başlayan bu akım, yazarların 1956’dan itibaren Pazar Postasında yazılarını ve şiirlerini yayınlamasıyla bir hareket haline gelir. “O halde, 1954-1956 yılları arasında çeşitli dergilerde yayımlanan ilk farklı şiirler, İkinci Yeni’nin rastlantısal, dağınık ve kendiliğinden filizlenme sürecini oluşturur” (Karaca, 2019).
İkinci Yeni’nin Doğuşundaki Etkenler
Her akım gibi İkinci Yeni Akımı da az ya da çok hem kendinden önceki hem de dönemindeki tarihsel, toplumsal ve edebî koşullardan etkilenmiştir. Bu yüzden bu etkenleri toplumsal, sanatsal ve Batı kaynaklı olarak ele alabiliriz.
Başlangıçta İkinci Yeni, Garip akımına ve şiiri basite indirgemelerine bir tepki olarak ortaya çıkmış diyebiliriz. Garip şiirinin “tek tip” ürünlerinin artık modası geçmeye başlamıştır. Atilla İlhan Garip akımına sadece şiirleriyle değil yazılarıyla da karşı çıkan şairlerimizdendir (Karataş, 2008). Bu nedenle edebiyatı odak noktaya alan bu akım, birbirinden haberdar olmayan yazarlar tarafından başlamıştır. Lakin şunu belirtmek gerekir, İkinci Yeni aslında Garip Akımına bir tepki olarak değil bir karşı şiir olarak çıkmıştır. Turgut Uyar’ın da söylediği gibi İkinci Yeni akımı, “eskileri yadsımadan, gerçekten değer taşıyan hiçbir yaşlıyı küçümsemeden” yürüyen “gürültüsüz, bildirisiz” bir arayıştır (Doğan, 1969:7). Bu bağlamda şunu diyebiliriz İkinci Yeni, eskinin basitliğinden ve aleladeliğinden sıkılmış, özgü ve imgeci bir yol izlemiştir.
Ayrıca, İkinci Yeni Demokrat Parti iktidar döneminde ortaya çıkmıştır. Bu dönem nispeten bir süre siyasal ve ekonomik açıdan bir rahatlama sağlamıştı. Fakat DP dönemindeki siyasal baskının İkinci Yeni’nin doğuşunda bir etken olduğunu söyleyen araştırmalarda mevcuttur ve hatta bu “baskılar sonucu, toplum sorunlarından uzaklaşmışlar, içe dönük, anlamsız, özden yoksun, yalnızca biçime ve söylem değişikliğine dayanan, ‘rastlansal’ bir şiir üretmişlerdir” (Karaca, 2019). Türkiye 1938 yılından beri gergin bir siyasal ortama sahip olduğu ve Millî şef döneminden, DP dönemine dek süren ekonomik sorunların, baskıların, ideolojik çatışmaların genç kuşaklara ve aydınlar üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını söylemek mümkündür (Karaca, 2019). Söz konusu yazarlarında çocukluk ve gençlik zamanları baskıcı ve dikta bir dönemde geçirdikleri göz önünde bulundurmalıyız. Bunun yansıra, İkinci Dünya Savaşının da bu dönemlere denk geldiğini de belirtmek gerekir çünkü hem dünyanın hem de ülkemizde savaşın etkileri süregelmektedir. Bu nedenle yazarlar, savaşın getirdiği olumsuz havadan etkilenmiş ve karamsarlığa kapılmışlardır (Karataş, 2008).
Bununla beraber, Batı şiirinin de İkinci Yenilerin üstünde etkisini ve doğuşlarında bir etken olduğunu belirtmek doğru olur. Hem Birinci Dünya Savaşı’nın doğurduğu Dadaizm ve sürrealizmin etkisini görebiliriz (Karaca, 2019). Çünkü Dadaizm de var olan sanatsal düzenleri reddetmektedir. Ayrıca, “İkinci Yeni adının ortaya atılması, taraftar bulması, yerleşmesi ve gelişmesinin, Sartre, Camus, Kafka gibi Batı Avrupa yazarlarının savunduğu var oluşçuluk düşüncesinin, Fransız gerçeküstücülerinin, T. S. Eliot, Dylan Thomas ve E.E. Cumming gibi gizemci ya da biçimci şairlerin Türkiye’de iyice tanınmaya başlamasıyla paralellik taşıdığı bilinmektedir. İyi derecede Fransızca ya da Batı dillerinden birini bilen İkinci Yeni şairlerinin kaynaklarından biri de şüphesiz Batı şiiridir. Yani, İkinci Yeni’nin ortaya çıkmasında, Batı şiirinin ve o günkü dünya şiirinin etkisi büyüktür” (Karataş, 2008).
Sezai Karakoç
Hayatı
Sezai Karakoç, 2 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır’a bağlı bir ilçe olan Ergani’de dünyaya gelmiştir. Çocukluğunu babasının mesleği dolayısıyla Ergan’i ve çevresinde geçirmiştir. 6 yaşında ilkokula başlayan Karakoç, Maraş ortaokulunu parasız yatılı olarak bitirdikten sonra Gaziantep Lisesini de başarıyla tamamlamıştır. 1955 yılında ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olmuştur. Çocukluk yıllarında radyodan İkinci Dünya Savaşı haberlerini dinleyerek geçirmiş ve bu onun fikir dünyasını etkilemiştir. Sezai Karakoç’un Diriliş dergisi de onun hayatında önemli bir etkiye sahiptir. Bu dergi yedi farklı zaman diliminde yayınlanmıştır ve en son sayısı 1992’de yayınlanmıştır (Lutfiye & Şentürk, 2021). Bunun yanı sıra daha birçok dergide de yazılar yayınlamıştır. 16 Kasım 2021 tarihinde ise vefat etmiştir.
İkinci Yeni Şiirinde Sezai Karakoç
Sezai Karakoç, fikirlerinin temelindeki dünya görüşü ve öz bakımından diğer İkinci Yeni şairlerinden ayrılmaktadır; ancak daha çok dil, söylem ve biçim bakımından bu yenileşme hareketi arasında bulunmaktadır (Karaca, 2019). Karakoç’u diğer İkinci Yeni şairlerden ayıran bir diğer özellik ise şiirlerindeki dinî/tasavvufî yanıdır (Baytekin, 2018).
Karakoç’un her ne kadar İkinci Yeni şairlerinden ayıran özellikleri bulunsa da heceyi bırakıp serbest ve yeni bir şiire yönelmişti. Karakoç bunun nedenini öncelikle dünya şiirindeki değişim ve bir diğer neden olarak, İkinci Yeni şairlerinin vurguladığı Garip Akımına karşı çıkmaktır. Karakoç, Pazar Postasında yayınladığı şiir ve yazılarıyla İkinci Yeniye destek vermiştir (Karaca, 2019).
Karakoç her ne kadar ideolojik görüşleri ve tutumuyla ikinci yenilerden farklı olsa da “bir yönü ile İkinci Yeni’nin yeni şiir formunu kurmasına katkı sağlamış, bu formu kendi şiiri içinde kullanmış ama şiirinin gelenekle olan tematik bağını koparmamıştır” (Gündüz, 2013).
Sezai Karakoç’un Pazar Postasında yayınladığı ilk şiiri “Balkon” İkinci Yeni şiirine bir örnektir.
Sonuç olarak, İkinci Yeniler Türk Edebiyatında hatırı sayılır bir yer kaplamakta ve Türk Edebiyatına farklı bir ışık tutmaktadır. Gerek doğuşu gerek tutumları ve birbirinden değerli şairleriyle günümüzde hala güncel olarak ele alınmakta ve dönemin eserleri hala okunmaktadır. Anlamı gizli tutan bu eserlerinde okuyucuya olabildiğince geniş bir dünya sunan şairler her ne kadar bu yönleriyle birçok eleştiriye maruz kalsalar da sözün sezgisel yönünü kesinlikle belemişlerdir (Doğan, 2008). Ortak bir şekilde hareket etmeyen İkinci Yeni şairleri tüm bunlara rağmen şiirde nispeten de olsa ortak bir paydada buluşarak adı gibi yeni bir şiir oluşturmuşlardır.
Kaynakça
Karaca, A. (2019). İkinci yeni poetikası. Hece Yayınları ve Dergileri.
Doğan, Mehmet (1969), “İkinci Yeni Şiir”, Papirüs, sy. 41, Kasım.
Karataş, T. (2008). İkinci Yeni. İkinci Yeni Şiir, 224-233.
Bezirci, A. (1984). Halk şiiri, ikinci yeni ve Kemal Tahir.
Lutfiye, D. E. R. E., & Şentürk, H. Sezai Karakoç’un Kişiliği ve Dini Hayatı Üzerine Psiko-Biyografik Analizler. Türk Din Psikolojisi Dergisi, (3), 39-57.
BAYTEKİN, S. B. (Ed.). (2018). Muhafazakar Düşünce Dergisi Sayı 37: Muhafazakâr Düşünceyi Etkileyen Düşünürler I. Kadim Yayın Grubu.
Gündüz, O. (2013). İkinci yeni şiiri içinde geleneği sürdüren şair: Sezai Karakoç. Muhafazakar Düşünce Dergisi, 10(38), 53-81.
Doğan, M. H. (2008). İkinci Yeni Şiir (Antoloji-Dosya). İstanbul: İkaros Yayınları. (Doğan, 2008)
ÖZEL, İsmet (2006) Çenebazlık, Şule Yayınları, İstanbul.